31 Ekim 2021 Pazar

Satron Diyarı

 Bölüm - 2 

Gecenin ilerleyen saatleri altın fıçının gürültüsünü yavaş yavaş bastırmakta idi. Böri bir yandan müşterilerle ilgilenip bir yandan da tüccarın neden kendisiyle konuşmak istediğine anlam vermeye çalışıyordu. Ne konuşmak istiyordu? Neden benle? Altın fıçı hanı sakinleşmiş muhafızlar , paralı askerler yavaş yavaş hanı terk etmeye ; kışlalarına istirahat için dönmeye başlamıştı. Böri hanı toparlamış, yerler için paspas ve kova almak için mutfağa yönelmişti. Talu bugün ki yoğunluktan memnun kalmış olacak ki keyif piposunu yakıp dinarlarını saymak için tezgahının arkasına yerleşmişti. Talu dinar kesesini sallayarak: “Bugün ki hasılat iyi. Askerlerin eve eli dolu gelmesine en çok ben seviniyorum. Ya sen Böri?” Böri: “Askerleri bilmemde Boğaç'ı gördüğüme sevindim.” Talu: “Ne zevk alıyorsun şu adamla konuşmaktan anlamıyorum. Çok konuşan zevzek bir asker.“ Böri gülerek: “ Anlattığı çoğu şeyin doğruluğu şüpheli olsa da beni dostu olarak görmesi hoşuma gidiyor.” Talu piposundan derin bir duman çekerek: “Evlat bu hayatta en iyi dost bildiğim ve beni yarı yolda hiç bir zaman bırakmayan paradır. Diğerleri pek umurumda değildir.” Böri : “Peki ya babam? Babam senin için dost mu idi?” Talu ağzındaki pipoyu tezgaha koyar donuk bir ifade ile: “Bak evlat. Bugün ki kaytarmanın cezası ahırda yatmak. Kızım Evin tüccarın geldiğini haber etmeseydi hanımda müşterilere ne sunacaktım? Tüccar akıllı adamış ki hanı bulabilmiş. Önceki salak tüccar gibi canımı sıkma işine koyul. “ Talu'nun bir anda asabileşmesine anlam veremeden mutfağa yönelir. Mutfaktaki duman ve yemek kokusu dağılmış bulaşıklar üst üste yığılmış ocaktaki ateş köz halini almaya başlamıştı. Börte bulaşıkların başında kızı Evin ise bugünden kalan yemekleri kilere kaldırmaktaydı. Evin: “Ne oldu kaytarmak için bir delik bulamadın mı? Babamın verdiği cezaları sonuna kadar hak ediyorsun. “ Böri sesini yükselterek: “İşine baksana sen! “ Evin' de sesini yükselterek: “Sen mi bana işimi öğreteceksin!” Mutfaktaki bağrışmalar duyan Duran( Talu’nun büyük oğlu.) mutfağa hızlı adımlarla girerek: “Ne bu bağrışmalar? Müşterileri rahatsız edeceksiniz. Böri sen kim oluyorsun ki kız kardeşime bağırıyorsun! “ Bu bağrışmaları birbirine vurulan tencere sesleri bastırır. Börte elindeki tencereleri sağa sola atarak hepimize dışarıyı işaret eder. Derin bir sessizlikten sonra herkes işinin başına yönelir. Börinin yadigar kova ve paspasıyla hanın bir güzel yerlerini temizleyip bugün ki yatağı olacak ahıra yönelir. Dışarıya çıktığında hava hafif rüzgarlı gökyüzündeki ay adeta bir inci gibi şehrin sokaklarını aydınlatıyordu. Böri kafasını kaşıyarak nerde yatacağını planlarken aklına tüccarın at arabası gelir. Merdivenin yanına koyduğu battaniyesini alarak arabanın arkasına kıvrılır. Güneş doğmuş horozlar ötmeyi bırakmıştı. Tüccarın eski gıcırdayan arabası pek rahat olmasa da dünün yorgunluğunu atmasına yardımcı olmuştu. Böri uyanır uyanmaz ilk iş tüccarın yanına gider. Uykunun verdiği sersemliği üstünden hala atamamıştır. Tüccarın odasının kapısı kapalıdır. Böri kapıyı tıklatır: “ Öngün beyim sabah oldu bir şeye ihtiyacınız var mı? “ Tüccardan bir yanıt gelmeyince Böri içeri girer. Odanın içerisi sabah güneşi ile dolmuş , toz taneleri havada uçuşmaktaydı. Tüccar yorganın altına kıvrılmış, yüzü terlemiş ve kızarmıştı. Tüccar inleyen bir sesle : “Günaydın evlat. Galiba hastalandım. Buranın soğuğu bana fazla geldi ama yaşlı vücudum buna dayanacaktır. Gelmen iyi oldu ben de seni bekliyor idim. Dün de bahsettiğim gibi senle bir şey konuşacağım. Eskiden yani satron savaşı olmadan önce ailemle burada Karahan devletinin surları içerisinde yaşıyor idik. Babam Darhan Toyan üçyüz kişilik bir taburu yöneten kumandan idi. Kardeşim ve beni Karahan devletinin içerisindeki güç çekişmesi ve entrikalardan korumak için asker olmamızı hiç istemedi. Genç yaşımda ne kadarda kanım deli aksa da babamın emirlerinin önüne geçemedim. Kardeşim Barla babamı dinlemedi. Soyun dinine kendini adamış bir genç olmuştu. Babam askerleri ne kadar sevmez ise Karahandaki şamanlardan da bir o kadar nefret ederdi. Kardeşim ve babamın arasında anlaşmazlıklar büyüyüp yerini kavga ve küfür e bırakınca babam hayatta tek önem verdiği ailesini bu diyardan uzaklaştırmak olduğuna karar verdi. Şehirden herkesten habersiz ayrılacağımız gece bir grup şaman ve askerler evimizi basıp kardeşimi bizden ayırdılar. Kardeşim den uzun bir zaman haber alamadık. Bizlerde Başkurt devletine sığınıp kendimize bir hayat kurduk. Babam evladının zorla alıkonulmasının açısına birkaç yıl dayana bildi ve şimdi buraya mallarımı getirmeden önce kardeşimin hala sağ olduğunu öğrendim. Kardeşimi soyun dinindeki bilgisi ve karakterini keşfedince onun arkıl olup olmadığını anlamak için şehrin tepesindeki Bonin yanar dağına atmışlar. Bu olaydan inanılması güç ama sağ çıkmış ve evlat o gece ailesi yerine fikirlerini seçen kardeşime babamın bize tek bıraka bildiği yüzüğü kardeşime iletmeni istiyorum. Ben vermek isterdim ama kardeşimin önceki tanıdığım bildiğim kişi olmamasından korkuyorum “ diyerek avcunda tutuğu yüzüğü Börinin avcuna sıkıştırır. Böri : “ Beyim, sizi tanımam etmem. Benden istediğiniz şey ailenizle alakalı ki ; ben sadece han da çalışan birisiyim bu işi lütfen başkasına yaptırınız. “ Tüccarı : “ Böri, Karahan devletinde kardeşimden başka tanıdığım kimse yok. İstemeyerek de olsa bu zanaat bana bir şeyler kattı, insanların bakışından iyi birisimi kötü birisimi ayırt edebiliyorum ve gönül rahatlığı ile senin bu işi layığıyla yerine getireceğine inanıyorum. “ Böri : “ Beyim güveniniz için sağ olun ama bu işi nasıl yapacağımı dahi bilmiyorum.” Tüccar öksürerek : “ Buradan..... Lonca başkanına ulaşmaya..... Onlar.....” Böri tüccarın kendine gelmesi için bir kase su içirir. İhtiyarın durumu kötüye gidiyormuş gibi gözükse de gözlerinin içindeki inancı okuna biliyor idi. Uzun süre öksürdükten sonra ihtiyar kendini toparlayıp uzandığı yerden kalkıp duvara yaslanır. Tüccar : “ Evlat ben bir tüccarım, tanıdığım insan çok olsa da güvenebileceğim çok az insan vardır. Senin gözlerindeki temiz yürekliliği gördüm. Şehrin merkezinde tüccar loncasını bul ve ona ismimi söyle, o sana yardımcı olur.” Yastığının altından bir kese altın çıkarır ve Böri’ye doğru fırlatıp ekler : “ Ola ki bir zorluk çıkarırlarsa harcamaktan çekinme , geri kalanı zaten senin hakkındır.” Böri bir elindekilere bakarak uzun düşüncülere dalmış odayı derin bir sessizlik kaplamıştır. Tüccarın halsizliği ve yorgunluğu yüzünden okuna biliyordu. Böri kararlı bir ses tonu ile : “ Bu işi oldu bilin beyim! “ deyip hızlı adımlarla kapıya doğru yönelir. Hızlıca merdivenleri inerek kendini sabah güneşinin yeni ısıtmaya başladığı sokağa atar.

 

İsmail Bademci

ismailbademci04@gmail.com

İnst: İsmail_bademci


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder