Karlı dağların
eteklerine kurulmuş Karahan devletinde şehrinin sokakları güç gösterileri,
kavgalar ve bağrışmaların yerini gecenin sessizlik ve serinliği ile bir gün
daha son bulmuştur. İnsanlar taştan yaptıkları iki katlı evlerinde inzivaya
çekilmeye başlamış, dar ve sık sokaklar artık devriye atan muhafızlardan başka
kimseler kalmamıştır. Sessizlik o şehre hiç yakışmasa da bu sükûneti bozan
köpek havlamaları ve şehrin ucundaki altın fıçı hanından yükselen kahkahalar ve
bağrışmalar bozmaktaydı. O sırada tok, kalın bir ses: Böri! Neredesin
teslimatlar yeni geldi, haydi iş başına tembel herif. Böri yattığı yerden
doğrularak ensesini sıvazlayıp : Tamam. Geldik be geldik bir kafa dinlendirtme
zaten. Böri bir yandan söylenip bir yandan üstüne yattığı battaniyesini alarak
hanın çatısından aşağı inmeye başlar. O sırada hanın depo kısmına yanaşmış;
ağzına kadar fıçılarla doldurulmuş at arabasını görür. Böri: Bugünde yorgun
uyuyacağız diyerek battaniyesini damın kenarına dayadığı merdivenin yanına
koyar. Bira tüccarı fıçıların üzerindeki bembeyaz tül gibi kaplamış karı
temizleyip biryandan ona yaklaşmakta olan gence seslenir. Bira tüccarı: Genç
han da çalıştığını umuyorum yoksa bu yaşlı bedenim bu fıçıları kaldıramayacak
kadar yaşlandı der. Böri : Evet, kendimi bildim bileli burada çalışıyorum ama
ücret alamıyorum diyerek tüccara gülüş atar. Böri : Yeni toptancımız olarak
şehrimizi nasıl buldunuz? Aslında biz sizi öğlen vakitlerinde gelmenizi
planlıyorduk gelirken zorlamış olmalı patikalar? Bira tüccarı arabasının
kenarına astığı gaz lambasını alarak gence doğru yaklaşır. Böri 1.75
boylarında, iri yapılı, siyah gözlü, arkaya doğru örülü siyah düz saçlı on
sekiz ila yirmi yaşlarında üstünde eski deri parçalarıyla yamalanmış
kıyafetleri olan bir gençtir. Bira tüccarı soğuktan etkilenmiş olacak ki
titreyen bir sesle: Genç konuşu cakmısın yoksa fıçılarımı taşıyacaksın? Hem
benim yaşlı vücudum bu kadar soğuğa alışkın değil. Yine tok kalın bir ses:
Nerelerdesin! İçerden seslenip duruyorum. Neden zahmet edip cevap vermiyorsun?
Yine kaytarma peşindeydin dimi? Böri: Duyduk duyduk da sana cevap
yetiştireceğime işime bakayım dedim. Bu altın fıçının sahibi namı değer Talu,
kızıl sakal olarak da bilinir bu şehirde göbekli kızıl sakallı, kel, kırk beş
yaşında devamlı mızmızlanıp tok ve içten gelen ses ile etrafa emirler saçan
yaptığı ve yaptırdığı tüm işlerde otorite sahibi olmak isteyen düzen manyağı,
para konusunda aç gözlü ve babamın en yakın arkadaşı olduğunu iddia eden iki
çocuk babası bir adamdır kendisi. Ne kadar sevme semde katlanmak zorunda kaldım
bu güne dek. Talu : Böri bu günde ahırda yatmak zorundasın . Benle konuşmayı
öğrenemedin en azından ahırdakiler belki sana öğretir der muzip bir gülüş atar.
Talu bira tüccarına dönüp: Ooo beyim ilk gelişinizden dolayı geciktiniz galiba
bu çetin dağlık patikalar sizi fazla zorlamadı değil mi ? Buyurun içeri geçin
diğer müşterilerimizle birlikte içerdeki şöminenin keyfini çıkarın. Talu
tüccarın az fiyat çekmesi için yağ çekmektedir. Tüccarın on yıllık arkadaşıymış
gibi koluna girip bir yandan tüccarın elindeki gaz lambasını alıp Böri’ye
uzatır. İkisi bir hanın kapısına doğru ilerlerken Talu : İşi bitirdikten sonra
hemen içeri gel, misafirlerin siparişlerine yardımcı olursun der. Böri elindeki
gaz lambası ve bir ton işle baş başa kalmıştır. Omzunu silkerek neyse deyip işe
koyulur. Böri soğuğa alışkın olduğu için bira fıçılarını zorlanmadan tek tek
mahzene indirir. Tüccarın eski çatırdayan arabasını ve emektar atını yemleyip
ahıra bağlar. İşi bitirir bitirmez hana yönelir. Altın fıçı hanı çatı katı
dahil iki katlı , gündüzleri sesiz geceleri fazlasıyla gürültülü, şöminenin ve
meşalelerin içeriye aydınlatmaya çalıştığı, taş ve ahşaptan yapma mütevazi bir
handır. Böri içeriye girmek için hanın kapısına yönelir. İçeriden gelen boğuk
ses netleşmektedir. Karahan devletinin paralı askerleri ve muhafızlarının
kahkahaları ve bağrışmaları daha netleşmiştir. Böri içeriye girmek için hanın
kapısını ittirir. Kapı tiz bir gıcırtıyla açılır. İçerden gelen sıcak Börinin
kızarmış burun ve yanaklarına tatlı bir esinti bırakır. Böri: – Bu işi hiç bir
zaman sevemeyeceğim diyerek kendi kendine söylenir. Hanın kendine ait bir
ambiyansı ve iç karartan bir kokusu vardır. Müşteriler alkolün etkisiyle
kendinden geçmiş kadehlerinin tazelenmesini beklemekte bir yandan da koyu
sohbetlerine devam etmektedirler. Böri kapı eşiğinde müşterilere göz
gezdirirken beş kişilik asker topluluğun arasında gözüne tanıdık bir yüz çarpar
ve ona doğru ilerler. Bu kişi Karahan ordusunun gezici kolundan Boğaçdır. Börinin
de en yakın tek dostudur. Boğaç masaya yaklaşan Böri’yi fark eder ve hummalı
konuşmasını yarıda keserek : Ooo kimleri görüyorum! Hanlığımızın çetin
savaşçısı olacak Böri değil mi bu diyerek sarılır. Boğaç uzun boylu cılız , esmer
tenli yirmi yaşlarında bıyığı terlememiş yaptığı tüm işlerde torpili olan
yaptıklarını abartarak anlatmayı seven, her Karahan askerinin taşımak zorunda
olduğu vücuduna yaprak motifi dağlanmış askerdir. Böri Gülümseyerek : Yüce
komutan Boğaç son seferiniz nasıldı? Soyun ağacına adamak için kaç düşmanın
kanını getirdin? Diyerek arkadaşına içtenlikle sarılır. Boğaç : Böri şu dalga
geçmelerin bazen can sıkıcı oluyor kardeşim. Beni fazla tiye almaya başladın.
Hem sana Ak dağının eteklerindeki keşifte arçuralarla nasıl dövüştüğümü
anlatacağım, gel otur bizimkilerin yanına der. O sırada Talu: Böri! Muhafız
birliğine mi katılacaksın? Senin gibi bir kimsesizi aralarına allamayacak kadar
babayiğit askerleri rahat bırak da siparişleri dağıtmaya başla! Diye bağırır.
Böri suratındaki gülümseme silinerek; Tezgahtaki Talu’nun yanına gider. Talu :
- Siparişleri dağıttıktan sonra müessese ikramı olarak tüccara tutmaçtan bir
kase ikram et. Bu herifi sevdim der. Böri masaları tek tek dolaşarak masadaki
boşları toplayıp , siparişleri dağıtır. Bir kase tutmaç almak için arka mutfağa
yönelir. Mutfakta yemek kokusu ve ocak dumanın arkasında Talu'nun eşi Börte
hatun yine hummalı çalışmasına devam etmektedir. Böri elindeki boşları tezgaha
bırakarak : - Talu yeni gelen toptancı tüccarına bir kase tutmaç ikram etmemi
söyledi. Sence Talu’nun bu yalaka tavırlarını tüccar yutacak mı? Eski
toptancımız fazla konuşmasa da iyi birisi değil miydi? Ne gereği vardı yolda
iki fıçı kırmışsa... bunun için kavga çıkarıl mı? Adamada ayıp etti değil mi?
Börte çorbayı hazırlayıp Börinin eline tutuşturur. Elini geçiştirir gibi
sallar. Böri : - Sende konuşa bilsen neler neler diyeceksin der. Böri Talu ya
dayanabilecek kadında öşirli bir kadındır, diyerek içinden geçirir. Böri hana
göz gezdirerek tüccarı arar. Tüccar altına bir tabure çekmiş, şöminenin
karşısında ellerini ovuşturarak ateşi seyretmektedir. Böri tüccarın yanına
yaklaşarak : - Müessesemizin ikramıdır. İçinizi ısıtır der. Tüccar atmış beş
yaşlarında , kısa boylu çelimsiz , çalışmaktan ve yaşının getirisinin verdiği
yorgunluk tüm vücuduna vurmuş, gözlerinin altındaki çizgiler hayatı boyunca
yaşadığı tüm zorlukları anlatır gibiydi. Tüccar : - Sağ olasın genç. Kusuruma
bakma buralara alışkın değilimdir. Önceden buralara siparişleri oğlum
getirirdi. Eşkıyalar iki yıl önce oğlumu Somoni patikasında yağmalayıp cesedini
oraya bırakmışlar. Bir hafta haber alamadık eve geri dönen katırdan anladık
kötü bir şeyler olduğunu. Neyse fazla sızlanıp başını ağrıtmak istemem. Benim
adım Öngün. Dışarda mütevazi davranamadım sana kusuruma bakma. Buralar; bu
soğuk bana oğlumu hatırlatıyor. Böri tüccarın yaşadıklarına üzülmüştür. Böri
kısık bir ses ile : - Benim bir ailem yok. Kendimi bildim bileli bu handayım
Talu'nun anlattığına göre babam büyük Sartor savaşında ölmüş. Annem, kardeşim var
mı bilmiyorum. Babam savaşta ne olur olmaz diye Talu'ya emanet etmiş. O yüzden
buradayım... Talu: - Böri! Adamı rahat bırak da işlere yardımcı ol! Tüccar
Öngün kararlı bir ses tonuyla: - Çocuğu rahat bırak! Benden çocuğa bir bira!
Birası bitene kadarda benim yanımda! Diye bağırır. Talu tüccarın bu çıkışını
anlam veremese de kabullenir. Böri'ye bir bira hazırlayıp tezgaha koyar. Böri :
- Sağ olun beyim. İsmim Böri. Talu hep böyle seslenmiştir bana. Tüccar kasedeki
son kalan çorbayı da höpürdeterek içer ve ağzını koluyla siler. Tüccar Öngün :
- Genç ben biraz halsiz ve yol yorgunuyum. İyi birisine benziyorsun odama kadar
eşlik edebilirimsin? Yarın senle uzun uzadıya konuşmak istediklerim var. Böri
memnuniyetle dercesine kafasını sallayıp hanın üst katındaki, Talu'nun özenle
hazırlamış olduğu odaya götürür. Tüccarı odasına bırakıp iyi dileklerini
diledikten sonra odasından ayrılır.
İsmail
Bademci
İnst:
İsmail_bademci
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder