31 Ekim 2021 Pazar

Satron Diyarı

 

 

 Karlı dağların eteklerine kurulmuş Karahan devletinde şehrinin sokakları güç gösterileri, kavgalar ve bağrışmaların yerini gecenin sessizlik ve serinliği ile bir gün daha son bulmuştur. İnsanlar taştan yaptıkları iki katlı evlerinde inzivaya çekilmeye başlamış, dar ve sık sokaklar artık devriye atan muhafızlardan başka kimseler kalmamıştır. Sessizlik o şehre hiç yakışmasa da bu sükûneti bozan köpek havlamaları ve şehrin ucundaki altın fıçı hanından yükselen kahkahalar ve bağrışmalar bozmaktaydı. O sırada tok, kalın bir ses: Böri! Neredesin teslimatlar yeni geldi, haydi iş başına tembel herif. Böri yattığı yerden doğrularak ensesini sıvazlayıp : Tamam. Geldik be geldik bir kafa dinlendirtme zaten. Böri bir yandan söylenip bir yandan üstüne yattığı battaniyesini alarak hanın çatısından aşağı inmeye başlar. O sırada hanın depo kısmına yanaşmış; ağzına kadar fıçılarla doldurulmuş at arabasını görür. Böri: Bugünde yorgun uyuyacağız diyerek battaniyesini damın kenarına dayadığı merdivenin yanına koyar. Bira tüccarı fıçıların üzerindeki bembeyaz tül gibi kaplamış karı temizleyip biryandan ona yaklaşmakta olan gence seslenir. Bira tüccarı: Genç han da çalıştığını umuyorum yoksa bu yaşlı bedenim bu fıçıları kaldıramayacak kadar yaşlandı der. Böri : Evet, kendimi bildim bileli burada çalışıyorum ama ücret alamıyorum diyerek tüccara gülüş atar. Böri : Yeni toptancımız olarak şehrimizi nasıl buldunuz? Aslında biz sizi öğlen vakitlerinde gelmenizi planlıyorduk gelirken zorlamış olmalı patikalar? Bira tüccarı arabasının kenarına astığı gaz lambasını alarak gence doğru yaklaşır. Böri 1.75 boylarında, iri yapılı, siyah gözlü, arkaya doğru örülü siyah düz saçlı on sekiz ila yirmi yaşlarında üstünde eski deri parçalarıyla yamalanmış kıyafetleri olan bir gençtir. Bira tüccarı soğuktan etkilenmiş olacak ki titreyen bir sesle: Genç konuşu cakmısın yoksa fıçılarımı taşıyacaksın? Hem benim yaşlı vücudum bu kadar soğuğa alışkın değil. Yine tok kalın bir ses: Nerelerdesin! İçerden seslenip duruyorum. Neden zahmet edip cevap vermiyorsun? Yine kaytarma peşindeydin dimi? Böri: Duyduk duyduk da sana cevap yetiştireceğime işime bakayım dedim. Bu altın fıçının sahibi namı değer Talu, kızıl sakal olarak da bilinir bu şehirde göbekli kızıl sakallı, kel, kırk beş yaşında devamlı mızmızlanıp tok ve içten gelen ses ile etrafa emirler saçan yaptığı ve yaptırdığı tüm işlerde otorite sahibi olmak isteyen düzen manyağı, para konusunda aç gözlü ve babamın en yakın arkadaşı olduğunu iddia eden iki çocuk babası bir adamdır kendisi. Ne kadar sevme semde katlanmak zorunda kaldım bu güne dek. Talu : Böri bu günde ahırda yatmak zorundasın . Benle konuşmayı öğrenemedin en azından ahırdakiler belki sana öğretir der muzip bir gülüş atar. Talu bira tüccarına dönüp: Ooo beyim ilk gelişinizden dolayı geciktiniz galiba bu çetin dağlık patikalar sizi fazla zorlamadı değil mi ? Buyurun içeri geçin diğer müşterilerimizle birlikte içerdeki şöminenin keyfini çıkarın. Talu tüccarın az fiyat çekmesi için yağ çekmektedir. Tüccarın on yıllık arkadaşıymış gibi koluna girip bir yandan tüccarın elindeki gaz lambasını alıp Böri’ye uzatır. İkisi bir hanın kapısına doğru ilerlerken Talu : İşi bitirdikten sonra hemen içeri gel, misafirlerin siparişlerine yardımcı olursun der. Böri elindeki gaz lambası ve bir ton işle baş başa kalmıştır. Omzunu silkerek neyse deyip işe koyulur. Böri soğuğa alışkın olduğu için bira fıçılarını zorlanmadan tek tek mahzene indirir. Tüccarın eski çatırdayan arabasını ve emektar atını yemleyip ahıra bağlar. İşi bitirir bitirmez hana yönelir. Altın fıçı hanı çatı katı dahil iki katlı , gündüzleri sesiz geceleri fazlasıyla gürültülü, şöminenin ve meşalelerin içeriye aydınlatmaya çalıştığı, taş ve ahşaptan yapma mütevazi bir handır. Böri içeriye girmek için hanın kapısına yönelir. İçeriden gelen boğuk ses netleşmektedir. Karahan devletinin paralı askerleri ve muhafızlarının kahkahaları ve bağrışmaları daha netleşmiştir. Böri içeriye girmek için hanın kapısını ittirir. Kapı tiz bir gıcırtıyla açılır. İçerden gelen sıcak Börinin kızarmış burun ve yanaklarına tatlı bir esinti bırakır. Böri: – Bu işi hiç bir zaman sevemeyeceğim diyerek kendi kendine söylenir. Hanın kendine ait bir ambiyansı ve iç karartan bir kokusu vardır. Müşteriler alkolün etkisiyle kendinden geçmiş kadehlerinin tazelenmesini beklemekte bir yandan da koyu sohbetlerine devam etmektedirler. Böri kapı eşiğinde müşterilere göz gezdirirken beş kişilik asker topluluğun arasında gözüne tanıdık bir yüz çarpar ve ona doğru ilerler. Bu kişi Karahan ordusunun gezici kolundan Boğaçdır. Börinin de en yakın tek dostudur. Boğaç masaya yaklaşan Böri’yi fark eder ve hummalı konuşmasını yarıda keserek : Ooo kimleri görüyorum! Hanlığımızın çetin savaşçısı olacak Böri değil mi bu diyerek sarılır. Boğaç uzun boylu cılız , esmer tenli yirmi yaşlarında bıyığı terlememiş yaptığı tüm işlerde torpili olan yaptıklarını abartarak anlatmayı seven, her Karahan askerinin taşımak zorunda olduğu vücuduna yaprak motifi dağlanmış askerdir. Böri Gülümseyerek : Yüce komutan Boğaç son seferiniz nasıldı? Soyun ağacına adamak için kaç düşmanın kanını getirdin? Diyerek arkadaşına içtenlikle sarılır. Boğaç : Böri şu dalga geçmelerin bazen can sıkıcı oluyor kardeşim. Beni fazla tiye almaya başladın. Hem sana Ak dağının eteklerindeki keşifte arçuralarla nasıl dövüştüğümü anlatacağım, gel otur bizimkilerin yanına der. O sırada Talu: Böri! Muhafız birliğine mi katılacaksın? Senin gibi bir kimsesizi aralarına allamayacak kadar babayiğit askerleri rahat bırak da siparişleri dağıtmaya başla! Diye bağırır. Böri suratındaki gülümseme silinerek; Tezgahtaki Talu’nun yanına gider. Talu : - Siparişleri dağıttıktan sonra müessese ikramı olarak tüccara tutmaçtan bir kase ikram et. Bu herifi sevdim der. Böri masaları tek tek dolaşarak masadaki boşları toplayıp , siparişleri dağıtır. Bir kase tutmaç almak için arka mutfağa yönelir. Mutfakta yemek kokusu ve ocak dumanın arkasında Talu'nun eşi Börte hatun yine hummalı çalışmasına devam etmektedir. Böri elindeki boşları tezgaha bırakarak : - Talu yeni gelen toptancı tüccarına bir kase tutmaç ikram etmemi söyledi. Sence Talu’nun bu yalaka tavırlarını tüccar yutacak mı? Eski toptancımız fazla konuşmasa da iyi birisi değil miydi? Ne gereği vardı yolda iki fıçı kırmışsa... bunun için kavga çıkarıl mı? Adamada ayıp etti değil mi? Börte çorbayı hazırlayıp Börinin eline tutuşturur. Elini geçiştirir gibi sallar. Böri : - Sende konuşa bilsen neler neler diyeceksin der. Böri Talu ya dayanabilecek kadında öşirli bir kadındır, diyerek içinden geçirir. Böri hana göz gezdirerek tüccarı arar. Tüccar altına bir tabure çekmiş, şöminenin karşısında ellerini ovuşturarak ateşi seyretmektedir. Böri tüccarın yanına yaklaşarak : - Müessesemizin ikramıdır. İçinizi ısıtır der. Tüccar atmış beş yaşlarında , kısa boylu çelimsiz , çalışmaktan ve yaşının getirisinin verdiği yorgunluk tüm vücuduna vurmuş, gözlerinin altındaki çizgiler hayatı boyunca yaşadığı tüm zorlukları anlatır gibiydi. Tüccar : - Sağ olasın genç. Kusuruma bakma buralara alışkın değilimdir. Önceden buralara siparişleri oğlum getirirdi. Eşkıyalar iki yıl önce oğlumu Somoni patikasında yağmalayıp cesedini oraya bırakmışlar. Bir hafta haber alamadık eve geri dönen katırdan anladık kötü bir şeyler olduğunu. Neyse fazla sızlanıp başını ağrıtmak istemem. Benim adım Öngün. Dışarda mütevazi davranamadım sana kusuruma bakma. Buralar; bu soğuk bana oğlumu hatırlatıyor. Böri tüccarın yaşadıklarına üzülmüştür. Böri kısık bir ses ile : - Benim bir ailem yok. Kendimi bildim bileli bu handayım Talu'nun anlattığına göre babam büyük Sartor savaşında ölmüş. Annem, kardeşim var mı bilmiyorum. Babam savaşta ne olur olmaz diye Talu'ya emanet etmiş. O yüzden buradayım... Talu: - Böri! Adamı rahat bırak da işlere yardımcı ol! Tüccar Öngün kararlı bir ses tonuyla: - Çocuğu rahat bırak! Benden çocuğa bir bira! Birası bitene kadarda benim yanımda! Diye bağırır. Talu tüccarın bu çıkışını anlam veremese de kabullenir. Böri'ye bir bira hazırlayıp tezgaha koyar. Böri : - Sağ olun beyim. İsmim Böri. Talu hep böyle seslenmiştir bana. Tüccar kasedeki son kalan çorbayı da höpürdeterek içer ve ağzını koluyla siler. Tüccar Öngün : - Genç ben biraz halsiz ve yol yorgunuyum. İyi birisine benziyorsun odama kadar eşlik edebilirimsin? Yarın senle uzun uzadıya konuşmak istediklerim var. Böri memnuniyetle dercesine kafasını sallayıp hanın üst katındaki, Talu'nun özenle hazırlamış olduğu odaya götürür. Tüccarı odasına bırakıp iyi dileklerini diledikten sonra odasından ayrılır.

 

 

İsmail Bademci

ismailbademci04@gmail.com

İnst: İsmail_bademci

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder