Eski beyefendi
Bu hikayede münzevi bir şahsın kurgulanması gerektiği için
buraya naklediyorum
Bazı insanlar sıradanlıklarından dolayı bile beyefendi
olmayı hakederler diye düşünüyorum. Bunlardan birisidir; Sabri bey
Kendileri memurdur. Bu tren garlarından bilet gişelerinin
yan tarafından ne işle meşgul olduğunu bilmediğimiz müstakil elbiseler giyen
ellerinde telsiz olan kişilerdendir. Devamlı mekik dokuduğu bu iş yerini o
kadar sahiplenmiştir ki gören bu zatın işine olan iştahını imrenmekten geri
duramaz. Çevresindekilere o kadar seri tavırlar sergiler ki birde konuşurken
aklının diğer tarafıyla diferansiyel denklem çözmeye çalışan birisi gibi hali
vardır. Hayretle kendilerini anmamak imkânsızdı. Ne idi kafasının diğer
tarafıyla çözüme kavuşmayan sorular merakla düşünmek bile imkansızdı. İşten çıktığında
yarım gömleğinin üstüne giydiği o efsane ceketi çevresine mühim izlenimler
uyandırmaya geri durmazdı. Yalnız yaşardı kolonyasını cebinden eksik etmezdi. Hayatın
yalnızlara sağladığı o ağır imtihanların yükü belli ederdi, evinin vaziyeti ne
haldedir bunu hiç bilmiyoruz yalnız titizdi bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın
her daim traşlıydı. Kol saatini arada bir bilezik şeklinde bileğinin ortasına
kadar çeker orada kalmasını sağlardı. Ufak tefek takıklıkları yok değildi. Böyle
bir adamın bu müşkülatlı vaziyetinde ona gardaşlık eden en önemli araç;
telsizi! İşte bu ses irtibatı, karşısındakinin arada bir esprili takılmaları
orada geçen hayatın özetini çok güzel yansıtıyor. Sabri beyle irtibata geçen
yük veyahut yolcu trenleri raylar üzerindeki musikinin ayrı bir tadıdır
diyebiliriz. Kendisi özellikle mesai arkadaşlarına yalnızlığından dem vurarak
nükteli bir şekilde söylediği şu sözün gerçeklik değerini bir düşünmek
lazımdır. Devamlı arkadaşlarına “ Tanrı Teâlâ canımı aldığında beni rayların
altına gömün beni bu sesten ve bu telsizden mahrum bırakmayın” derdi. Son
olarak demirle bilenmiş hayatın demir yürekli beyefendisiydi Sabri bey..
2016-Eskibey Ahmet R.
eskibeyahmet@gmail.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder