28 Aralık 2019 Cumartesi

Eskibeyler döneminden bir divane…




Aslında divanelikte bir meslektir. Kaldırımları ayaklarıyla konuşturan sokakların orkestra şefidir. İki eli arkadan bağlı baş aşağı pencereden sarkıtılan adama bir bakın, sanırım Jirondenlerin mahkûm ettiği ihtilal kaçığı; zannımca divane. Başkaldırının baş aşağısı bu mahkûma gökyüzü oldu. Sokakların dehşetli çığlığı, sokaklarda insanların yüzlerinde göremediği ışığın atiden temsilcisidir divane. Az önce şapelin duvarına dökülmüş şarabı yalayan bir köpek göründü. Eski bir plakçının önündeki oturaklara saplanmış kırmızı topuklu ayakkabısıyla, sarı lacivert çubuklu Fenerbahçe forması giyen kadın çoktan kendisini bu sevimli dükkânın içinden dışarıya oksijen veren Niccolò Paganini’nin keman virtüözüne kaptırmış, belki de ona divane olacak birini bekliyordur.

Abraham J. Twerski ve Sadhguru’nun iç sezileri bir yerlerden tanıdık gelmektedir. Modern Yunus Emre’ler kazanmanın yolu belki divaneliktir. Görünmeyeni görmek için çabalamak yerine, görünene saygılı olmak ve biraz derinlere nüfuz etmek gereklidir. Etrafa yayılacak paramiliter divanelere de dikkat kesilmek gerekli olacaktır.

 Bu nevrotik asi ruhu divanelikle taçlandıran bir anne var; adı Michiko Malandro. Arsızlar masasının çirkef düzenine oyunun kartlarıyla mücadele eden kadın örneğinin kurgusal zekanın, anne-kızı ilişkisinin nadir örneklerinden biridir. Her an boyna indirilecek bir baltanın ansızın kesilecek bir soluğun cesur endişesini yaşayarak değil, infazcıların dünyasına kendini ait hissederek endişelerin tümünü bertaraf etme gayretindedir. Divanelikteki başka önemli payı da kocası olacak Hiroshi Morenos’a vermeden de edemeyeceğiz.



Ahmet Rıza Eskibey
eskibeyahmet@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder